banner92

banner93

banner94
05 Temmuz 2020 Pazar

URUMÇİ’DEKİ KATLİAMIN 11. YIL DÖNÜMÜ

Popüler kültür içerisinde Koronavirüs ile belirginleşen “mekansal farklılıklar ve kazanımlar”

22 Haziran 2020, 23:59
Popüler kültür içerisinde Koronavirüs ile belirginleşen “mekansal farklılıklar ve kazanımlar”
Koronavirüs ile modern toplum ciddi bir kırılma yaşamıştır. Bu kırılmanın elbette sınıfsal olarak etkisi değişkenlik göstermekte ve popüler kültürün dinamikleri, sınıfsal koşulları daha net ortaya koyarken, toplumun yüzüne de tokat gibi çarpmıştır. Peki bu etki nedir ve nasıl şekillenmiştir? Oluşturulan kimlik, algıyı nasıl şekillendiriyor ve popüler kültür bu etkide kendisini nasıl konumlandırıyor?




İnsanlığın Koronavirüs ile yaşamsal değişikliği bireylerde farklılıklar göstermiştir. Bu değişiklik mekansal farklılıklar barındırmaktadır. Sosyoekonomik gerçekliklere dünyadan örnekler vermek gerekirse Avrupa’da “sosyal devlet” kavramı vatandaşlarını salgının peak yaptığı dönemde koruyarak onların ekonomik sıkıntılarının önüne geçmiştir. Bu durumun ülkemize yansımaları birçok açıdan kendini hissettirmiştir. Türkiye’de “sosyal devlet” olarak vatandaşları için bir dizi önlemler almıştır. Bu konu Türkiye ve Avrupa bağlamında karşılaştırmalar ile kamuoyunun gündemine düşmüş ve sonuç olarak popüler kültürde sınıfsal farklılıklar Koronavirüs salgınında belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. #evdekal hashtagi bu bağlamda popüler kültürün öznesine dönüşmesi, oluşturulan kimlik ile yaşamsal gerçeklikler çakışmıştır.

Buradan hareketle popüler kültür ile oluşturulan kimlik ve algı kamuoyunda özellikle sosyal medyada kendini farklı konularda “ters tepki” ile göstermiştir. Bu ters tepkiyi, bir toplumsal gerçeklik boyutuyla, bir de tüketimin merkezinde yer alan popüler kültür boyutuyla açıklamak gerekirse, her iki perspektiften de oluşan kimliğin bireylerde sınıfsal farklılıkların ortaya çıktığı görülür. Daha spesifik örnekler ile devam edecek olursak #evdekal çağrılarına isyan eden bir tır şoförünün “beni virüs değil sizin düzeniniz öldürür” demesi oluşturulmak istenen kimliğin ters tepkisini ortaya koymaktadır. Hakikaten Türkiye’de yoksulluk gerçeği “popülizm” malzemesi olarak su götürmez gerçekliği siyasetin uzun zamandır beslendiği bir kavram olmak ile birlikte, popüler kültürde yeri “empati yoksunluğu” olarak da açıklanabilir. Biraz daha ileri gidelim, sabah 8’de evinden çıkıp mesaisine giden bir işçinin gün içerisinde salgının peak yaptığı bir dönemde neler hissettiğini düşünelim. #evdekal çağrılarının yapıldığı bir süreçte evde kalamayan bireylerin ortak düşüncesi “sizin düzeniniz beni öldürür” diyen tır şoförü ile aynıdır aslında…

Toplumsal gerçekliğin dışa tepkisinin “dış koşullar” sebebiyle çok cılız kaldığı ülkemizde, oluşturulmak istenen algı ve kimlik işte bu denli çatışma içerisinde gerçekleşmiştir. Bu pandemi süreci, sosyal medya entelektüellerinde bu toplumsal gerçekliği hatırlatmış olmalı ki “yahu villasında #evdekal çağrısı yapan ünlüler yapmayın, etmeyin… Evine ekmek götüren insanları anlayın” diyebilmişlerdir. Bu yazıyı okurken “yahu Doğukan popülizmin dibine ekmek bastın” diyenler içinde bende şunu hatırlatmak isterim: İnsanın temel yaşama hakkının evrensel kurallarından yoksun olduğu toplumlar ile bu değerlerin yaşatıldığı toplumlar arasında yakın tarihin böylesine kırılma yaşadığı salgın sürecinde oluşturduğu farklar daha da ortaya çıkmıştır. O ülkelerdeki yaşam standartlarını talep etmekte her insanın temel hakkıdır.

Popüler kültür sadece tüketim ile değil, toplumsal hareketlerde de tetikleyici bir etkiye sahiptir. İnternet ile sadece tüketim alışkanlıklarımız değişmiyor, demokratik talepler ve protesto hareketleri de daha pro-aktif bir biçim kazanmaktadır. En güzel örneği de gelir dağılımının adaletsiz olduğu, fırsat eşitliğinin olmadığı ABD’de yaşanılan #blacklivesmatter olayları ile kendini göstermektedir. Bunun temel çıkış noktası ırkçılık olsa da bir diğer öğesi kapitalizmin ezdiği sınıflardır.

Elbette Koronavirüs’ün popüler kültür ile toplumumuzun hassasiyetlerinin arttığı ve önemli bir kazanım ile sahip olduğumuz “çevre kimliğinin” ön plana çıkması, yine tüm insanlık için bir kazanım olarak görülmesi gerekmektedir.     

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SAYFALAR
    ARŞİV