banner92

banner93

banner94
24 Mayıs 2019 Cuma

Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Erdoğan’la buluştu

PROF DR. FARUK ŞEN’DEN ÇARPICI ERKEN SEÇİM İDDİASI: EKREM İMAMOĞLU CUMHURBAŞKANI ADAYI OLACAK

CHP Parti Meclisi eski Üyesi ve TAVAK Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen HALKWEB’e yaptığı özel açıklamada çarpıcı bir “erken seçim” iddiasında bulundu ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağını öne sürdü.

19 Nisan 2019 Cuma 18:12
PROF DR. FARUK ŞEN’DEN ÇARPICI ERKEN SEÇİM İDDİASI: EKREM İMAMOĞLU CUMHURBAŞKANI ADAYI OLACAK

Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen Avrupa Üniversitesi için yoğun bir çaba harcıyor.

Silivri’de kurulması planlanan Avrupa Üniversitesi için Almanya, Hollanda ve İsviçre gibi ülkelerin üniversiteleriyle ortak çalışma yürütülüyor.

Şen, TAVAK’ın amacının “Türkiye’de ölçülmemiş sektörleri ölçmek” olduğunu belirtiyor.

Bu sektörler arasında “Kültür, gastronomi, sokak, turizm ve futbol ekonomileri” bulunuyor.

Şen, bunun yanında “Avrupalı Türklerin Türklerden öğrenecekleri, Türkiyeli Türklerin de Avrupalı Türklerden öğrenecekleri” başlıklı Avrupa Birliği çalışmalarının sürdüğünü bildiriyor.

Son yılların siyasi gelişmeleri nedeniyle Türkiye’nin Almanya ve Hollanda’da bozulan imajı için de bir projeleri olduğunu söyleyen Şen, sorunların çözümü için ciddi bir hazırlık içinde olduklarını vurguladı.

Prof. Dr. Faruk Şen’le politikadan, vakıf çalışmalarına, yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının sorunlarından dış politikaya dek uzanan geniş bir söyleşi gerçekleştirdik.
Kanlıca’daki çalışma ofisinde HALKWEB’in sorularını yanıtlayan Şen, Türkiye’nin geleceği hakkında da çarpıcı bir iddiada bulundu.

Şen, 31 Mart yerel seçim sonuçlarının ve ekonomideki gidişatın önümüzdeki iki yıl içinde erken seçime neden olacağını ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun olası erken seçimde CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olacağını ileri sürdü.

“HER YERDE İKİ YÜZLÜLÜK VAR”

-Geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Fransız parlamenterler arasında “Ermeni Soykırımı” iddialarına ilişkin bir tartışma yaşamdı. Çavuşoğlu burada doğru bir yaklaşım sergiledi. Soykırım” tartışmalarının siyasetçilerin değil tarihçilerin “işi” olduğunu belirtti. Ancak iç siyasete baktığımızda yurtdışında bunu söyleyen iktidarın Türkiye’de bu konuları siyaset malzemesi yaptığını görebiliyoruz. Mesela “Dersim Katliamı” tartışmaları… Bu dışarıdan nasıl görülüyor? “İkiyüzlülük” yorumları yapılıyor mu?

FARUK ŞEN – Dünyanın her ülkesinde bu ikiyüzlülük vardır. Almanya soykırımını tanımıştır, zira 7 milyon insanı öldürdü. Ama hala Almanlar soykırım tartışmasının içine girmek istemezler. Reddetmezler ama tartışmak istemezler.
Benim başıma Almanya’da şöyle bir olay geldi. ‘Almanya’nın yeni Yahudileri Türklerdir’ dediğim için Almanya ayaklandı 6 ay. Her ülkede böyle bir ikili strateji vardır.

“PERİNÇEK’İN KARARI ÇOK ÖNEMLİ BİR KARARDIR”

Mevlüt Çavuşoğlu o çıkışında haklı ama kim ne derse desin Doğu Perinçek’in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) aldırdığı karar çok önemli bir karardır. Niçin önemlidir? Bu kararın esasında kaynağı eski büyükelçimiz Gündüz Aktan’dır. Onun tanımlamasına göre geriye dönük soykırım tanımlaması yoktur. Olması için güvenlik konseyinin tam sayıyla ‘evet’ demesi gerek. 15 ülke, sonra bunun o ülke tarafından gündeme getirilip Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin üçte ikisinden fazlasının evet demesi lazım. Ermenistan böyle bir olanağı hiç denemedi. Her ülke parlamentosuna gidip ağırlığını koyuyorsun ama Birleşmiş Milletler’e gitmiyorsun. Bu daha çok işine geliyor. Neden işine geliyor? O ülkede Türkiye karşıtlığı artıyor.

“ÇAVUŞOĞLU’NUN ÇIKIŞI ANLAMLI BİR ÇIKIŞ”

Çavuşoğlu’nun çıkışı anlamlı bir çıkış. Fransızlar bunu niye 24 Nisan’dan hemen evvel yaptı onu da anlamıyorum.
Türkiye’nin bu sorunu çözmesi için tek bir çıkışı var. Ermenistan’la kara sınırını açacaksın, hava sınırını açmıştır. Kara sınırını açarsak iki ülke arasındaki yakınlaşma gelişir ve önyargılar azalır diye düşünüyorum.

“AVRUPA’DA TEK MÜLTECİSİ OLAN ÜLKE ALMANYA”

-Türkiye’nin dış politikada batıya karşı agresif söylemleri günden güne yeni boyutlar kazanıyor. Geçmişten alırsak “Mültecileri salarım ha” gibi “tehdit” anlamına gelecek çıkışlar söz konusu…

FARUK ŞEN – Avrupa bunu ciddiye almıyor. 26 Mart 2006’da Ahmet Davutoğlu akılsız bir şekilde göç anlaşmasını imzaladı, buna karşılık Schengen vizesi kaldırılacak diye. Bırakın kaldırılmasını Almanya her dört müracaattan birine vize veriyor.
Türkiye’nin en büyük hatası neydi biliyor musunuz? İki yıl evvel Suriyeli mülteciler Edirne’ye gittiler, Kapıkule ve İpsala’yı zorlayacaklardı. Türkiye buna izin vermedi. Bakın nen arada Ege Denizi’nde dolaşırım beş tane askeri gemi Yunanistan sınırını mültecilere karşı koruyor. Böyle bir durumda maalesef ben buradaki Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya gitmesine karşı değilim. Size ters gelebilir ama neden? Macaristan’da bir tane yok, Bulgaristan’da yok… Avrupa’da tek mültecisi olan ülke 700 binle Almanya… Bana iki kere üçer milyar avro vereceklerini söylediler. İkincisi ödenmedi daha… Bu sözler 2016’da verildi, 2019’a geldik. Onun için bu mültecilerin eşit paylaşılması lazım. Ve ben Türkiye için çok büyük bir hata görürüm ben 912 km. olan Suriye sınırını mültecilere açmazdım. Yahut kaparım artık.

“AVRUPA İLE GERGİNLİK ORADA YAŞAYAN TÜRKLERE BÜYÜK ZARAR VERİYOR”

-Evet aslında Türkiye’nin bu yaklaşımının Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarına nasıl yansıdığını öğrenmek istiyorum

FARUK ŞEN – Şimdi şöyle bir şey Türkiye-Almanya çatışması, Türkiye-AB çatışması, Türkiye-Hollanda çatışması orada yaşayan insanlara büyük darbe vuruyor. Bakın Hollanda’ya kadın bakanın yollanması, kaçak olarak (Anayasa referandumu öncesi Fatma Betül Sayan Kaya’nın Hollanda’ya kaçak yollardan gidişinden bahsediyor) arabalarla, Mevlüt Çavuşoğlu’na gelme demelerine rağmen kalkıp gitmeye kalkması oradaki insanlarımıza büyük ölçüde yük oluyor.

-Nasıl bir yük?

FARUK ŞEN – Avrupa’daki Türklerin seçme hakkı vardır. Ama sakat bir haktır, seçme hakkı veriyorsun seçilme hakkı vermiyorsun. Bu zaten sakattır. Seçilmeyi de vermen lazım. Bir de böyle propagandaya giriyorsun…
Bakın Almanya’daki Türklerin yüzde 30’u işsiz. Yüzde 44’ü de fakirlik sınırın altında yaşıyor. Böyle insanları Türkiye’deki iç çatışmalar veyahut Türkiye’nin yurtdışındaki çatışmalarının içine almamak lazım.

“TÜRKOFOBİ AVRUPA’DAKİ TÜRKLERİ RAHATSIZ ETTİ”

Onlar orada büyük bir yük taşıyor. 2006-2013 yılları arasında 256 bin kaliteli Türk, yani eğitimliler Türkiye’ye geri döndü. Niçin geri döndü? Almanya’da işsizlik, Türkofobi bunları rahatsız etti. Buraya geldiler. Ben hep yırtındım bu insanların burada başarılı olmaları şart. Burada program yapılması lazım. Hiçbir şey yapılmadı.
Şimdi Almanya’yla köprüleri atıp Türkiye’ye geri dönen insanların Türkiye’de de muvaffak olamadıklarında Almanya’ya geri dönmemeleri lazım. Kanada, İspanya, İsviçre gibi ülkeleri tercih etmeleri lazım. Ama bizim insanlarımızın dili olmadığı için yine Almanya’ya döndüler büyük bir yüz kaybıyla döndüler.

“AVRUPA ÜNİVERSİTESİ KURMA ÇABAMIZ VAR”

Sayın Şen sizin vakıf çalışmalarınız ne durumda? TAVAK nedir? Amacı nedir?

FARUK ŞEN- Türk Almanya Bilimsel Eğitim ve Araştırmalar Vakfı olarak kurduk. Sonra biz bir üniversite projemiz var. 9 Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti fakültelerinde çifte diplomayla. Sonra bunu genişlettik İsviçre’de Zürih, Hollanda’da ve Avusturya’da üniversiteleri aldık. İsmimizi Türkiye Avrupa Bilimsel Eğitim ve Araştırmalar Vakfı olarak değiştirdik. Bir Avrupa üniversitesi kurma çabamız var. Ekonomik sıkıntıdan bir sene daha askıda duracak.
Hedefimiz Türkiye’de ölçülmemiş sektörleri ölçmek. Türkiye’de kültür ekonomisi araştırmasını biz yaptık. Bu Avrupa’nın tüm ülkelerinde yapılır. Çin’den Amerika’ya kadar yapılır. Türkiye’de bunu yaptık.
İkincisi Türkiye’de gastronomi ekonomisi… Dönen büyük bir para vardır. Fakat bunun tespiti yapılmamıştır.
Üçüncüsü futbol ekonomisi 2011 yılında Fenerbahçe bir sanayi kuruluşu olsaydı 500’ler listesinde 19’uncu sıradaydı. Galatasaray 37’deydi, şimdi Türk futbolu bitti. Para kalmadı neden nasıl onu araştıracağız.
Yeni bir proje faaliyeti içindeyiz. Turizm sektörünün 54 ekonomik altyapıya yaptığı etkiler. Kağıt üretiminden tutun halkla ilişkilere kadar… Bunları yapacağız.
Bir de yani ilerde planlanan sokak ekonomisi… Türkiye’de 5.5 milyon kişi sokak ekonomisine takriben yaşıyor. Bunların sorunları, bunların ekonomik katkıları, bunların sigortaları nasıl olur? Bakın şimdi bu sektörün bir bilimini inceliyorum ben 4 yerde; Kağıt toplayıcıları. Şu anda İstanbul’da kağıt toplayıcıların sayısı 60 bini bulmuş. Akıl almaz bir sayı. Bunlar sendikalaşmak istiyor. Bu konuları araştırıyoruz.
Ve Avrupa Birliği projeleri yapıyoruz. Bunların bir tanesi ‘Avrupalı Türklerin Türkiye Türklerinden öğrenecekleri, Türkiyeli Türklerin de Avrupalı Türklerden öğrenecekleri’ diye bir AB projesi…
Diğer bir projemiz de Türkiye’nin imajı Almanya ve Hollanda’da nasıl değişir. İki ülkede de hem elit artık Türkiye’yi tutmuyor. Hem de politika ve STK’lar tutmuyor. Diyeceksin de o zaman nasıl bu kadar turist geliyor. Türkiye’ye gelen Alman ve Hollandalı turist daha ucuz ülke olmadığı için geliyor. Yani 23 avroya otelde kalıyor, günde 4,5 litre bira içiyor, 2 litre şarap içiyor. Sen 4,5 litre birayı Kanlıca’nın en kötü balıkçısında içsen 80 TL ödersin…

“EN AZILI ALMANLARI TÜRKİYE’YE GETİRDİM”
-Peki Türkiye’nin imajı nasıl değişir?

FARUK ŞEN – Ön yargıların kırılması lazım. Ön yargıların kırılması için objektif haberciliğin yansıması lazım. Türkiye’nin kendi kalesine gol atmaması lazım. Nasıl kendi kalemize gol atıyoruz. Kalkıyorsun burada iki tane kaliteli Alman gazeteci var. Bunlara Türkiye aleyhine haber yapıyor diye basın kartı vermiyorsun. Sen vermezsen Sofya’ya gidecek, Atina’ya gidecek oradan yapacak haberini… Halbuki benim içimde olursa bizlerle temasa geçerek daha objektif olur. Basit olaylarla değişebilir. Ben en azılı Almanları Türkiye’ye getirirdim, politikacıları da gazetecileri de Türkiye yalakalarını getirmem. Bunları yumuşatmak lazım.

“ALMANYA’DA MÜSLÜMAN DEYİNCE AKLA TÜRK GELİYOR”
-‘Türkofobi, İslamofobi’nin önüne geçti’ dediniz? Aradaki ayrım ne?

FARUK ŞEN – Almanya’da İslamofobi vardı, 11 Eylül’le çok pekişti. “Türklerden alışveriş yapmayın terörü beslersiniz” gibi söylemlerle bu Türkofobiye dönüştü. Almanya’nın nüfusunun yüzde 4’ü Türklerden oluşuyor. Orada bizim hem olumlu hem olumsuz örneklerimiz var. Baktığını zaman 75 bin Türk işçi çocuğu üniversite okuyor, 80 bin Türk girişimci var. Bunlar olumlu yönleri. Ama Almanya’da iki tür mafya vardır, bir Sırp-Arnavut mafyası bir de Türk-Kürt mafyası. Bunlar gece yaşamını ele almışlardır ve Almanya’da bilinir ve tepki alır. Sonra tabi Almanya’da son zamanlarda başörtüsüne karşı Müslümanlara karşı tepki arttı. Orada Müslüman deyince akla Türk geliyor. Ben bunu Diyanet İşleri Başkanıyla görüştüm. ‘Yahu’ dedim ‘Türkofobi ve İslamofobiyi kırmak için İslam İşbirliği Örgütü’nün başkanıyla sizin 6-7 ülkeyi dolaşıp en üst düzeyde görüşmeniz lazım. Yani bunu Merkel’e de Macron’a da dile getirmeniz lazım. Bizimkiler hiç böyle bir şey yapmadılar. Yani Türkiye’nin bu konuda atılım yapması lazım.

Şimdi İslamofobi dediğiniz zaman beni fazla rahatsız etmez 57 Müslüman ülke var. Ben Avrupa’da yaşayan 5,7 milyon Türk’ün sorumluluğunu taşıyorum. Benim insanıma ön yargının az olması’ derdim. Fakat en aktif Müslüman nüfus biziz. Olumlu ya da olumsuz Türk’ün ismi geçer.

“EN BAĞNAZ DİN ADAMLARINI ALMANYA’YA GÖNDERİYORUZ”

Bakın bizim orada 320 tane sadece Almanya’da camimiz var. Bunların 2 bin 400’ü Diyanet Vakfı’na ait yani Türkiye’nin Almanya’daki camilerinin yüzölçümünü toplarsan Lüksemburg’un yüzölçümüne yakın bir şey Türk toprağıdır. Diyanet İşleri Vakfı’na ait. Şimdi bunlar tepki çekiyor. Biz hala din adamlarını buradan yolluyoruz. En bağnazlarını yolluyoruz.
Esasında bir şey önermiştik. Almanya’da 12 bin tane Türk genci hukuk okuyor. Almanya’da yabancının hakim savcı olmasına müsaade edilmiyor. Hepsi avukat oluyor. Avukatlar da boşanma davalarına araba kazalarına bakıyor. Halbuki bu gençleri biz orada İslami Teoloji okutsak buna karşılık orada dört yıllık temel eğitiminden sonra bir yıl Dil Tarih Coğrafya Fakültesine getirip burada Din Felsefesi öğretsek Almanya ile bir anlaşma görev almalarını sağlasak dinin çehresi değişir.

Adam tükendikçe İtalya’dan aldı, sonra Yugoslav ve Yunan daha sonra tükendikçe benim ülkemden aldı. Türk kitlesi gittiği her yerde iki kimliğini ön plana çıkarıyor. Türklüğünü ve Müslümanlığını mesela Alman diskotekler Türk erkeklerini diskoteğe almadı. Ne yaptı Türkler kendi diskoteklerini kurdu. Onlar da Alman erkeği almadı. Kendi altyapısını çok çabuk kuran bir ulusuz. Hemşehri dernekleri… Bunlar sosyal devletin olmadığı yerde sosyal devleti oluşturan kurumlar. Türk bu konuda çok başarılı.

-Peki İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının verilmemesi hakkında ne düşünüyorsunuz? (Röportaj İmamoğlu’na mazbata verilmeden önce gerçekleştirildi)

FARUK ŞEN – 14 bin oyla seçilmiş bir insanın mazbatasını vermemek korkunç bir olay. Ekrem İmamoğlu’nun anasının ak sütü gibi helaldir bu seçim. Ben Türkiye’de bu hükümetin 4 buçuk yıl seçimsiz bir şekilde devam edeceğine inanmıyorum. En geç iki yıl içinde genel seçim olacak. Bunu da Devlet Bahçeli sağlayacak. Ekrem İmamoğlu CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı… Seçilir seçilmez ayrı bir şey.

FARUK ŞEN HAKKINDA

Prof. Dr. Faruk Şen Ankara’da doğdu. Orta öğrenimine İstanbul Alman Lisesi’nde devam eden Şen, 1970’lı yılların başında geldiği Federal Almanya’da Münster Üniversitesi’nde işletme ekonomisi öğrenimini gördü. İyi dereceyle Üniversiteyi bitiren Şen aynı Üniversitede iktisat bölümünde Doktora tezini “Federal Almanya’da Kurulan Türk İşçi Şirketleri” yazdı. Daha sonra Bamberg ve Essen Üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalıştı. Kendisi aynı zamanda Avrupa’da 3. yol önerisi olarak öngörülen, özyönetim ve Türkiye’deki halk sektörü konusunda birçok araştırmalar yaptı ve bu araştırmaları Almanya’da Sosyal Demokrat Parti’nin yayın organlarında yayınlandı.

1980-85 yıları arasında Duisburg Üniversitesinde de öğretim üyesi olan Şen bu süreç zarfında Almanya’nın göçmenlere yönelik en büyük projesi olan Yabancı gençleri mesleğe ve sosyal yaşama hazırlama kursları yönetti. Bu 3 yıl süren kurslarda 1430’un üstünde yeni göçmen yer aldı. 1980-83 yılları arasında Almanya’da eğitim veren bireylerin yabancı göçmenlere yönelik hazırlanacak müfredatı yapan kuruluşu yönlendirdi. 1 Ekim 1985-31 Aralık 2008’e kadar Almanya da Türkiye Araştırmalar Kurumunu yönetti. İlk başta 3 kişiyle başlayan grup 2008 in ortasında 43 kişinin çalıştığı ve 4,5 milyon € bütçesi olan bir kurum haline gelmişti. Bu kuruluş Türkiye, Güney Avrupa ülkelerindeki gelişmeleri yanında Avrupa’daki göçmenler ve Türklerin konumu konusunda da birçok araştırmaya imza atmıştır. 23 yıllık süreç zarfında Şen 163 değişik araştırmayı yönetmiştir. Faruk Şen 2009 yılında kurulan Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfın yönetim kurulu başkanlığına getirilmiştir bu çerçevede Silivri Gümüşkaya’da bir Avrupa Üniversitesi kurmak için on Alman Üniversitelerinden değişik fakülteleri bunun yanında Avusturya’dan Viyana, Hollanda Maastricht’e ve İsviçre’den Zürich Üniversiteleriyle birlikte çalışmaktadır. Aynı zamanda TAVAK Vakfı olarak İstanbul’daki çalışmaları sürecinde 9 araştırma yapmıştır. Araştırmaların çerçevesinde kültür (kreatif) sektör ekonomisi ölçülmüştür daha sonra futbol ekonomisi konusunda araştırmayı tamamlamıştır. Kendisi şu anda Türkiye Gastronomi Ekonomisi alanında çalışırken Türkiye –Avrupa birliği ilişiklerine yönelik birçok çalışmaya da imza atmıştır.

Diğer çalışmaları ise şöyle:

Faruk Şen 1980-2008 yılları arasında Friedrich Eberhardt Vakfı Federal Bilim kurgu gibi kuruluşlara danışmanlık yapmıştır. 1981 yılında federal alman meslek araştırmalar kurumun Almanya’daki Türklerin eğitimi konusunda ciddi bir rapor hazırlamıştır. Ayrıca Almanya’ da 82-84 yılları arasında “Yabancılar Informationu” diye Bochum Üniversitesinin çıkardığı dergide redaksiyonu yönlendirmiştir. Faruk şen 1991 yılında Almanya’nın Essen Üniversitesinde Profesörlük unvanını almıştır. Şen 1981-82 yıllarında itibaren Essen Üniversitesinde ders vermektedir. Faruk Şen öğrenimi sürecinde 71-76 yılları arasında Kuzey Vestfalya Bankalar Birliğinde çalışmış ve burada ülke analizleri ve Borsa konusunda etken görevler almış bulunmaktadır. Aynı zamanda bu bankanın Danışma Kurulu üyeliğini de 90-94 yıllar arasında gerçekleştirmiştir.

2010 yılından beri İstanbul’da yaşayan Faruk Şen birçok kuruluşun yönetim kurulu üyeliği yapmaktadır.

Üyesi bulunduğu kurumlar:

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi Üyesi

UNESCO Almanya Milli Komite Üyesi

Avrupa Birliği Kültürler Arası Diyalog (Anna Lindth Vakfi) Komisyon üyesiTürkiye Cumhuriyeti

Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Kurulu üyesi

Türk-Alman Kültür Konseyi Kuzey Ren Vestfalya Başkanı

TAVAK Vakfı Avrupa Üniversitesi Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkanı

Robert Bosch Kültür Merkezi Danışma Kurulu Üyesi

Kuzey Ren Vestfalya Uyum Komisyonu Üyesi

Almanya AWO-Kurumu Danışma Kurulu Üyesi

Anna Lindt Vakfı- Danışman

CHP- Parti Meclis Üyesi 1999- 2002

CHP Üyeliği 1967’den beri

Faruk Şen ayrıca Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Onur madalyası, Federal Alman Onur madalyaları ve Türk-Alman Dostluk ödülünü de almıştır.

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SAYFALAR
    ARŞİV