banner92

banner93

banner94
21 Eylül 2020 Pazartesi

TAVAK: Avrupa ve Türkiye arasında köprü oluşturmak görevimiz

NEDEN TÜRKİYE İSRAİL İLE DOĞU AKDENİZ’DE İŞBİRLİĞİ KURAMADI?

10 Eylül 2020, 15:48
NEDEN TÜRKİYE İSRAİL İLE DOĞU AKDENİZ’DE İŞBİRLİĞİ KURAMADI?
 

Türkiye – İsrail ilişkileri esasında Türk-Yahudi tarihinden bağımsız düşünülmemelidir. Antisemitizmin etkisinin Avrupa’da arttığı yıllarda Yahudilere kucak açan Osmanlı İmparatorluğu, bu şekilde Yahudi ve Türk toplumu arasında başlayan sağlam köprüyü kurmuştur.

Türkiye, İsrail’i tanıyan ilk Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkedir. Arap – İsrail çatışmasında genel olarak tarafsız bir politika izlemiştir. Türkiye’nin ilk Tel Aviv Maslahatgüzarı Seyfullah Esin, güven mektubunu 7 Ocak 1950’de Cumhurbaşkanı Haim Weisman’a sunmasıyla ikili ilişkiler başlamıştır. Ortadoğu’daki gerilimden dolayı diplomatik ilişkiler inişli – çıkışlı olsa da Türkiye ve İsrail 1996 yılında serbest ticaret antlaşması imzalamıştır.

Türkiye ile İsrail arasında son 10 yılda yaşanan siyasi ve diplomatik krizlerden en az etkilendiği görülen alan ticari ilişkilerdir.

Türkiye ile İsrail arasında son 10 yılda yaşanan siyasi ve diplomatik krizlerden en az etkilendiği görülen alan ticari ilişkilerdir. Bu yıllarda yaşanan krizlere rağmen dış ticaret hacminin 4,5 milyar dolar bandının altına düşmemesinin en temel sebebi, 1996 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’dır. Sanayi ürünlerinde karşılıklı gümrük vergilerinin kaldırıldığı anlaşma ile 1996-1997 döneminde dış ticaret hacminde %40’lık bir artış sağlanmış ve bu yükselme trendi sonraki dönemde de devam etmiştir.

İsrail ve Türkiye imzaladığı serbest ticaret antlaşmasından sonra ikili ilişkiler stratejik düzeye yükselmiştir. Özellikle AKP döneminde tırmanışa geçen ilişkiler sonucunda Türkiye, İsrail-Filistin ve İsrail – Suriye antlaşmazlıklarına arabulucu misyonu üstlenmiştir. Yine örnek vermek gerekirse, İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres TBMM’de Cahit Sıktı’nın “Memleket İsterim” şiirini dahi okumuştu.

Türkiye ile İsrail arasında son 24 yılda ticari ilişkilerin sürekli artma eğiliminde olduğunu işaret etmektedir. Bu anlamda büyük bir kırılma daha yaşanmazsa iki taraf arasında en azından ekonomik iş birliğinin süreceğini tahmin etmek zor değildir.

 

Örneğin, ilişkilerin kopmaya başladığı 2008 yılında Türkiye’ye gelen İsrailli turist sayısı 558.000 iken, Mavi Marmara saldırısı akabinde, 2011 yılında, bu sayı 79.000’e geriledi. ABD öncülüğünde diyaloğun başlatıldığı 2016 yılında yeniden yükselişe geçen İsrailli turist sayısı, aynı yıl 293.000’e, koronavirüs öncesi 2019 yılında da 569.000’e yükseldi. Bu da neredeyse İsrail nüfusunun %7’si yapıyor.  

İsrail ile Türkiye, Filistin sorunu ve Kudüs konusunda diplomatik ve siyasal açıdan gergin bir dönemdeyken ticaret hacmi artıyor. Bu pragmatist ilişki özellikle Doğu Akdeniz konusunda tarafların daha fazla avantajına olacaktır. Türkiye’nin Kıbrıs sorunu ve Yunanistan ile olan sorunlarına daha önce tarafsız olmuş olan İsrail ile Türkiye tarihlerinde Filistin sorunundan sonra ikinci kez karşı karşıya kaldı.  Mısır ve İsrail Deniz Yetki Alanları konusunda zararlı çıksalar dahi Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile anlaştılar.

Tüm bunlar Türkiye’nin yalnızlaşmasına neden oluyor. İsrail ve Mısır Türkiye ile işbirliğine açıkken Türkiye bu konuda yanaşmıyor. İç politikanın güdümünde hareket eden dış politikada Türkiye’nin stratejik kazanımları tehlikeye atılıyor. Sahada varlığını sürdüren Türkiye diplomaside kaybediyor.

  

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SAYFALAR
    ARŞİV