banner92

banner93

banner94
18 Eylül 2018 Salı

Tahran’daki İdlib görüşmelerinden bir sonuç çıkmayacak

Aya İrini Haçı’nın altında, Yahudi ve Ermeni müzisyenlerle, Osmanlı Sultanlarının besteleri

12 Mart 2018, 10:25
Aya İrini Haçı’nın altında, Yahudi ve Ermeni müzisyenlerle, Osmanlı Sultanlarının besteleri
Doğan Satmış

Osmanlı sultanlarını nasıl bilirsiniz?

Bir zamanlar fetihler yapan, ancak sonra sarayda zevke sefaya dalıp, Osmanlı’nın yıkılmasına yol açan bir takım çapsız adamlar. Hatta bazıları, taht için kardeşlerini öldürmüş zalimler. Aralarında, 2. Selim gibi, öldüğünde yüzü aşkın çocuğu olan, geride kendisinden hamile 20’ye yakın kadın bırakan hedonistler de var.

Oysa Sultanların tümü böyle çapsız değildi.  Bazıları, beste yapacak kadar sanat adamıydı.

İşte beste yapan padişahların bu güzel eserlerini hafta sonu, İstanbul’un en güzel konser mekanı olan Aya İrini’de izleme şansı buldum. Sevgili dostum Mukaddes Akça’nın davetiyle, Sezgin Aydın’ın organize ettiği konsere gittik.

Vay vay vay!

İnanılmaz bir şey hazırlanmış!

Aralarında Sultan 2. Beyazıd, Sultan 1. Mahmud, Sultan 3. Selim, Sultan 2. Mahmud, Sultan 4. Murad, Sultan Abdülaziz ve Sultan 5. Murat’ın bulunduğu bestekar padişahların eserleri, senfonik bir tarzda günümüze uyarlanmış.

Sahnede mükemmel bir yaylı çalgılar orkestrası. Aralarında, Ermenistan’dan, ABD’den, Arnavutluk’tan, Polonya’dan, İngiltere’den. İsrail’den, Romanya’dan, hatta Arjantin ve Brezilya’dan müzisyenler var. Ve bir de, bizden kanuni Tahir Aydoğdu ve neyzen Bilgin Canaz orkestraya eklenmiş. İkisi de birbirinden ilginç kıyafetler içinde, mükemmel iki sanatçı. Hatta Bilgin Canaz’ın kırmızı entarisi, Aya İrini’ye az önce Topkapı Sarayı’ndan kaçıp gelmiş gibi bir hava veriyor.

Sonra müthiş eserler...

Bugüne kadar Padişahların bestelerini, Murat Bardakçı’nın televizyon programlarından bilirdim. Kötü bir sesle insanı uyutan besteler olurdu genellikle ve içimde hep “Yapa yapa bunu mu yapmışlar” diyen bir soru işareti belirirdi. Zaten Bardakçı müziği biraz da fazla uzatınca, programı da geç saatte yayımlandığı için uyuyup kalırdım.

Bu kez öyle değil. Dediğim gibi mükemmel eserler. Sonunda bir de Padişah Abdülaziz’in “Hicaz Mandıra”sını dinledik ki, eminim herkes zaten yakından tanıyor eseri. Tadına doyum olmadı.

Konser bununla da bitmedi. Günlerce boş kaldığından olacak dondurucu bir soğuk içindeki Aya İrini, izleyicilere dağıtılan battaniyelere inat, giderek üşütüyordu. Ama uluslararası orkestra, müzisyenlerin ülkelerinden birer halk şarkısını çalınca, bin beş yüz yıllık salon bir anda ısındı. Ayıp olmasa, Yunanistan’ın ünlü Zorba filminin ünlü müziği ile neredeyse Mikis Theodorakis’e inat ve efsane aktör Anthony Quinn’i anarak, kendimi sahneye atacaktım.

Bir sahne düşünün ki, Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbi Topkaph Sarayı bahçesindeki Araya İrini’nin içinde. Kubbesinde devasa bir haç var. Altında,  düdüğünü öttüren Ermenistanlı Arik Arakelyan, kemanlarını konuşturan iki Ermenistanlı kemancı, başında kipasıyla ailesi vaktiyle Türkiye’den göçmüş İsrailli baş kemancı Eyal Moshe Shiloach.

Kutsal üç dinin temsilcileri bir arada, müthiş bir uyum içinde.

Ve Haç altındaki bir kubbede, Osmanlı Sultanlarının güzel eserlerini seslendiriyorlar.

Öncelikle bu müzik ile bizi coşturan, Musa Göçmen’e, bu konseri organize eden Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Şeref Ateş’e, bu konserin bugüne kadar dört ülkede verilmesini sağlayanlara teşekkür borçluyuz.

Ayrıca ABD’den Christine Kharazian (keman), Arjantin’den Lorge Andres Berbero (çello), Arnavutluk’tan Lirza Zaloshnja (keman), Brezilya’dan Ana Isabel Ferreira (viyola), Ermenistan’dan Alik Arakelyan (duduk) ve Marine Hakobyan (keman), İngiltere’den Lauren Grace Baker (keman), İsrail’den Eya Mohse Shiloach (keman), Polonya’dan Cyprian Kamil Komza (kontrbas), Romanya’dan Lucian Moraru (viyola) ve Yunanistan’dan Chrysanthi Kostadima’ya  (keman) şükranlarımızı sunalım.

 

Dediğimiz gibi bu konser dört ülkede verilmiş. Sırada da başka ülkeler var.

Umarım, bu konseri sadece yurtdışında değil, Türkiye’de de daha çok tekrarlarlar.

Gecede üzüldüğüm tek şey, Aya İrini’nin normalde iki misli seyirci alması mümkünken, bunun yapılmamış olmasıydı. Ve bir de, böyle güzel bir müzik olayına  yeterli müzisyen-basın-müziksever-protokol-eşraf ilgisi olmamasıydı. Mesela ne İlber Ortaylı vardı, ne Murat Bardakçı vardı.

Umarım bu konserler tekrarlanır. Ve bu eksikler de giderilir.

Ve umarım günümüzün yüzeysel Osmanlı tartışmaları bir kenara atılarak, Osmanlı’nın başarısındaki “çok kültürlülük-çok milletlilik-herkese saygı” özellikleri biraz farkedilir ve Aya İrini haçının altında, Yahudi ve Ermeni müzisyenlerin çaldığı Osmanlı padişahlarının besteleriyle daha çok eğlenmeyi öğreniriz.

 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SAYFALAR
    ARŞİV

    banner82

    banner95