banner92

banner93

banner94
19 Ağustos 2019 Pazartesi

Faruk Şen Bugün 16.15'te Bloomberg HT'de!

YouTube insanların beynini nasıl yıkıyor

11 Haziran 2019, 10:49
 YouTube insanların beynini nasıl yıkıyor
Doğan Satmış
YouTube’de video izleyenler bilirler. İzlediğiniz videonun hemen arkasından, zevkinize uygun
benzerleri ekrana gelir. Çoğu kez farkına bile varmadan bunlardan birini tıklarsınız.
YouTube’un bu video önerilerini “yapay zeka” olarak da adlandırabileceğimiz algoritmalar belirler. Bu
aslında bir yazılımdır. İnsanların YouTube sitesinde harcadığı zamanın yüzde 70'inden fazlasından bu
yazılım sorumludur.
Yani siz YouTube’da kazara bir video izlerseniz, bundan sonra izleyeceğiniz videolardan yüzde 70’ini
size YouTube algoritması zorla izletir. Ama bu “Zorla izletme” o kadar kibarca yapılır ki, siz farkına bile
varmazsınız.
İlk bakışta bu zararsız görülebilir. Klasik müzik dinlerken Beethoven’den sonra Bach gelmesi
hoşunuza gider.
Ama eğer aşırı sağcı, ırkçı, nefret suçları dolu abuk-subuk fikirler öne süren herhangi birinin
videosunu izlerseniz, yandınız! Artık ne kadar uçuk görüş içeren video varsa bunlar karşınıza çıkabilir.
Bazen gençleri dinlerken, “İnsanlar gerçekten Ay’a gitti mi?”, “11 Eylül’ü aşırı dinci teröristler değil de
Amerika kendisi mi yaptı?”, “Hitler soykırım yapmadı”, “Küresel ısınma yalan” gibi akıl almaz komplo
teorileri ileri sürdükleri oluyor.
Tüm bunun sorumlusu da YouTube’un o algoritması. Bir yandan çılgın fikirlerin çok izlenmesini para
ile ödüllendirmek, öte yandan kullanıcıları ekrana yapıştırmak için zekice algoritmalar yazmak, bu
kötü gidişi teşvik ediyor. Amaç daha çok video izletip, daha çok reklam almak ve para kazanmak.
YouTube böylece para kazanırken, 11 Eylül veya Ay’a gidiş gibi canlı yayında milyonlarca insanın
gözünün önünde yaşanan gerçeklere yaşı gereği tanık olmayanlar da tuzağa düşüyorlar.
Editörlük veya genel anlamda gazetecilik belli bir “formasyona” ihtiyaç duyan bir meslektir. Klasik
iletişim mecralarında yani gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda her türlü yayın editörlerin elinden
geçer, abuk sabuk, ipe sapa gelmez, suç içeren içerikler elenir. Bu elemeyi “Formasyon” sahibi
editörler yapar. Kıstaslar bellidir: “Ahlak”, “etik” ve “yasalar”
Ancak günümüzde, “klasik medyayı” yok edip, yerine geçen “sosyal medya”da içerik belirleyenler
genelde bu “Formasyona” sahip değiller.
“Hak”, “Hukuk”, “Terörizm”, “İnsan hakları”, “İnsanlık suçu”, “Nefret suçu”, “Nazizm”, “Hitler”,
“Savaş suçları”, “Irkçılık”, “Şövenizm”, “Etik ilkeler”, “Azınlık hakları”, “Homofobi” hiç
önemsenmiyor. Tüm bunlara pek aldırmadan, içerikler yayımlanıyor. İnsanlar videoyu izlesin de,
içinde ne olursa olsun diyorlar, çünkü işin içinde para var.
New York Times Gazetesi de son sayısında, bu konuyu ele aldı. Amerikalı 26 yaşında Caleb Cain bir
YouTube tiryakisiydi. Sadece 2016 yılında YouTube’da tam 4000 yani dört bin video izlemişti. (Günde
10’dan fazla ediyor.)
Aşırı sağcı kanalların abonesiydi. Sonra sıkıldı, kendisi bu kez solcu bir kanal kurdu. Bunun üzerine
eski arkadaşları “Hain” ilan edip kendisini ölümle tehdit ettiler. Bu yüzden tabanca satın almak
zorunda kaldı. Onu hedef alanlar, batı medeniyetinin Müslüman göçmenler ve Marksistlerin tehditi

altında olduğunu, ırklar arasında IQ farkı olduğunu, feminizmin tehlikeli bir ideoloji olduğunu
savunan radikallerdi.
Yazıya göre, YouTube’a ayda iki milyar aktif kullanıcı, her dakika 500 saatten fazla video yüklüyor. Ve
18 ila 24 yaş arası Amerikalıların yüzde 94'ü tüm sitelerden fazla YouTube’u izliyor. Dünyanın
gerisinde de durum farklı değil. Hemen hemen her ülkede benzer yaş grubundaki insanlar böyle bir
riskle karşı karşıya.
Bunun farkına varan klasik medya, bazı tedbirler almaya başladı bile.
Gazeteci Emin Çapa’nın yazdığına göre BBC geçen yıl çalışanlarına bir talimat yayımladı ve “Küresel
iklim değişimi tartışmalarında denge sağlamak için bir inkarcıya ihtiyacınız yok” dedi.
Yani bir “yalanı” savunanları tarafsızlık adına ekrana taşımaya gerek yok.
İngiliz Guardian Gazetesi de “küresel ısınma” yerine “İklim krizi” deme kararı aldı. “Küresel ısınmaya
inanmayanlar” yerine de “İklim bilimi inkarcıları” kullanılacak.
Çok yerinde adımlar.
Yüzde 100 gerçek bir şeyin tersini savunanı ciddiye almaya gerek yok. Tıpkı “Naziler soykırım
yapmadı” görüşünü tartışmayı yasaklamak gibi. Olmuş bir gerçeğin nesini tartışacaksın... Fikir
özgürlüğü, “Bir gerçeği yalanlamaya çalışma özgürlüğü” olamaz.
Anlaşılan sosyal medyanın “Beyin yıkaması”nın önüne geçmek için de “Klasik medya”nın formasyon
sahibi editörlerine ihtiyaç var.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SAYFALAR
    ARŞİV