banner92

banner93

banner94
23 Kasım 2017 Perşembe

“Atatürkçü AKP” Günlerinde Anıtkabir’den 10 Kasım Notları

13 Kasım 2017, 14:19
“Atatürkçü AKP” Günlerinde Anıtkabir’den 10 Kasım Notları
Doğan Satmış
Bu yılki 10 Kasım’da Atatürk’ü, Anıtkabir’e giderek anma fırsatı buldum. Ve ne tesadüftür ki, bu yılki 10 Kasım, 15 yıldır Türkiye’yi yöneten iktidar partisi AKP’nin de Atatürkçülüğü sahiplenme dönemine denk geldi.

AKP’yi biz 15 yıldır, Atatürk’e ve Atatürkçülüğe karşı hep mesafe koymasıyla biliyoruz. Pek çok kurumdan Atatürk’ün adının çıkarılması örneği zaten bunun en büyük kanıtı; ancak şimdi AKP sözcüleri, kendilerinin Atatürkçü olduklarını söylüyorlar. Buna itiraz edeni de suçlamaya başlıyorlar. O yüzden bu konuyu kaşımaya gerek yok.

Ayrıca eğer AKP 15 yıl sonra Atatürk’ü sahiplenme çizgisine gelmişse, bence bir sorun da yok. Atatürkçülük, kimsenin tekelinde değil zaten. İsteyen girer, isteyen çıkar.  Nasılsa akranı pek çok lider eskiyip bir kenara atılırken, Atatürk’ün büyüklüğü, aradan zaman geçmesiyle azalmıyor, artıyor.


Şimdi gelelim, Ankara notlarımıza...

Öncelikle Ankara’ya gitmek için, YHT’yi tercih ettik. Yani Yüksek Hızlı Tren. Ancak İstanbul’dan Ankara’ya 4 saat gibi gitmek için YHT’lere binmek öyle kolay değil. Taa kalkıp Pendik’e gitmek gerekiyor. Pendik’e gitmekle de sorun çözülmüyor. Pendik metrosu ile Tren Garı arasında 1 km’lik zorlu bir yürüyüş var. Elinizde valizle, bu mesafeyi yürümeniz gerekiyor. Metro’yu inşa edenler, yüksek hızlı trene bağlamayı unutmuşlar. Tıpkı Yenikapı’da Marmaray ve Metro istasyonu ile Deniz Otobüslerinin bağlantısının unutulması gibi. Orada da 1 km’lik labirent bir yürüyüş var. AKP de galiba bu eksiklikleri gördüğü için İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ı bir günde değiştirdi.

Yüksek Hızlı Tren’lerde içki yasak. Aslında içki içmek de galiba yasak. Çünkü bindiğimiz dönüş treninde, yanındaki yolcuyla tartışan ve sonra da görevlilere biraz yüksek sesle itiraz eden bir yolcuya, “Ooo sizin ağzınız içki kokuyor, içkilisiniz galiba. Şimdi sizi trenden indirip, bir de alkol kontrolü yaparız, görürsünüz!” dediler. Sonra da treni durdurup, adamı Polatlı’da trenden indirip, karakola gönderdiler. Şaşırıp kaldık.

10 Kasım’da Ankara’ya ulaştık ulaşmasına ancak, Anıtkabir’e gitmek ne mümkün. Daha önceden bölgeye gitmiş arkadaşlar, “Sakın gelmeyin, biz üç saattir bekliyoruz, giremedik dönüyoruz” gibi telefonlar geliyor. Bu yüzden, Anıtkabir’e gitmekten vazgeçip, ertesi güne bıraktık. Gerçekten de 10 Kasım fotoğraflarına bakınca, kalabalığı siz de fark etmişsinizdir.

Ertesi gün, yani 11 Kasım’da erkenden Anıtkabir’e gittik. Kalabalık hala sürüyor. Değişik yerlerden onlarca otobüs, insan taşımış Atatürk’ün kabrine. Ve bazı otobüslerde “AKP” örgütlerinin isimleri var. Mesela Şişli AKP Örgütü'nün pek çok otobüsü dikkatimi çekti. Ve bu otobüsler, Anıtkabir Bahçesi’ne kadar alınmışlardı. Oysa bizim otobüs çok fazla yaklaştırılmadı. Bir AKP’li, “Bu kalabalığın nedeni biziz. Örgütümüz, bütün yurttan insan taşıdı” dedi.

Anıtkabir, 10 Kasım’a göre biraz daha az kalabalıktı ancak coşkulu insanlar, Ata’ya saygı için görevlerini yerine getirdiler. Milyonlarca kare fotoğraf çekildi.

Anıtkabir’de güvenliği sağlaması için, genç sivil askerlerin yanı sıra, bir grup başı örtülü kadın görevli herkesin dikkatini çekti. Onların da sırtlarında “Anıtkabir Komutanlığı” yazıyordu. Genç erkeklerin askerlik yapanlar olduğunu tahmin etmek zor değil. Askerlik kadınlar için zorunlu olmadığına göre bu kadınlar da sivil görevliler olmalı.

Atatürk’ten sonra İnönü’nün kabri başına gidip, ona da dua ettik. Tabii ki, İnönü’nün kabri, Atatürk kadar ilgi görmüyordu, kimi kabrin orda olduğunu bile bilmediği için, kimi de başka nedenlerden, bölgeye uğramadan Anıtkabir’den ayrıldı.

Anıtkabir’deki Atatürk Müzesi’ni gezme fırsatı ise olmadı, çünkü çok kalabalıktı.

Bunun yerine, Başkent Üniversitesi’nde Prof. Mehmet Haberal’ın yaptığı başka bir Atatürk Müzesi’ni gezmeye gittik. Atatürk ve ailesinin İstanbul’da uzun süre yaşadıkları Beşiktaş’taki evlerinin bir kopyasını üniversite kampüsünde inşa ettiren Prof. Haberal, burayı müze yapmış. İçine de Atatürk’ün hatırası pek çok eser koymuş. Özellikle Atatürk’ün giysilerini görünce, ne kadar “şık” bir insan olduğunu hemen fark ediyorsunuz.

Başkent Üniversitesi’ni 25 yılda tırnaklarıyla kazıyarak 14 bin öğrenci için bir eğitim yuvası haline getiren Prof. Mehmet Haberal’ın, bunun bedelini Silivri’de bir yıl hapis yatarak ödediğini biliyorduk. Haberal hoca, bize Atatürk Müzesi’ni gezdirmeden önce de, Silivri’deki hücresinin maketini gösterdi. Malum Türkiye’de adettir, yararlı bir şey yapanı buna pişman etmek için hapse bile atarlar.

Sonra yine, Yüksek Hızlı Trene binerek Pendik’e geldik. Başka ülkelerde tren istasyonları şehrin göbeğinde iken, bizimkiler bunları kapatıp, istasyonları Pendik’e taşıdılar. Pendik’i şehrin göbeği sandıklarını düşündüğümüz plancıların kulaklarını çınlatıp, evlere dağıldık.

Gezi, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç tarafından organize edilmişti. Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyeleri, son derece memnun kaldılar. Prof. Mehmet Haberal da, Başkan Pınar Türenç’e bu ziyaretin hatırası olarak bir plaket sundu. Başkan Pınar Türenç de kendisine, Basın Konseyi’nin arması olan “Güvercin” armağan etti. Prof. Haberal, bu “Barış Güvercini"ni Silivri’deki hücresinin maketinin üzerine koyma kararı aldı ve “Orada içerden kuşları duyuyorduk ama görmüyorduk. Bu kuş, onu simgeleyecek” dedi.

Kısaca bu Anıtkabir Gezisi’nde, Atatürk’ü yeniden keşfedenlerle, ezelden beri Atatürkçü olanlar bir araya gelmiş oldular. Kesin olan şu ki, Atatürk’ten bu ülkeye her zaman fayda geldi ve gelecek. Kimin bunu ne zaman fark ettiği o kadar önemli değil. Önemli olan, Atatürk’ün kendisi.

Şöyle bir dünyaya bakın, 1.5 milyar nüfuslu Müslüman ülkeleri arasında, neden sadece Türkiye’nin en önde olduğunu görünce bunu anlamak çok da zor değil zaten.

Atatürk farkı bu… 


Doğan Satmış 



Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Türkiye: En Başarılı Aktör / Aktris

    SAYFALAR
    ARŞİV

    banner82